Back   

TEK SATICININ “MÜŞTERİ TAZMİNATI” TALEBİ VE MÜŞTERİ TAZMİNATI MİKTARININ HESAPLANMASI

TEK SATICININ “MÜŞTERİ TAZMİNATI” TALEBİ VE MÜŞTERİ TAZMİNATI  MİKTARININ HESAPLANMASI

 

Müşteri tazminatı, kanunlarda henüz düzenlenmemiştir.Ancak Yargıtay kararında ve doktrinde, gerekli şartların oluşması halinde, tek satıcıya müşteri tazminatının ödenebileceği kabul edilmiştir.

Tek satıcının müşteri tazminatı talebi ile ilgili tespit edilen tek Yargıtay kararı, 19. Hukuk Dairesi’nin 4.5.2000 tarihli, 99/7725E. 2000/3470 K. Sayılı kararıdır.Bu kararda konu  ile ilgili kısım şu şekildedir:

Davacı kar kaybı haricinde 500.000 DMın müşteri tazminatı olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Tek satıcılık sözleşmesinin haklı nedenle feshi haricinde sözleşmede öngörülen veya makul bir sürede feshi halinde müşteri çevresini kaybeden ve ekonomik bakımdan güç durumda kalan tek satıcının bu nedenle tazminat isteyebileceğine dair yasal bir düzenleme mevcut değildir. Ancak, öğreti ( Tandoğan, Haluk; Borçlar Hukuku, Özel Borç ilişkileri C.I/1 İstanbul 1988, S.59,60;İşgüzar, Hasan; Tek satıcılık sözleşmesi Ankara 1989, S.177; Yavuz, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku 1.Cilt İstanbul 1989 S.29; Tekinalp Ünal; Türk Hukukunda Acentanın                                    Akçası Talebi, Prof. Dr.Ali Bozere Armagan,    Ankara 1998, S:17 ) ve uygulamada ( 11.H.D, 25.12.1996, 6699/9192 ) bu konuda boşluk  bulunduğu portföy tazminatı istenebileceği kabul edilmektedir. Davacı ilk  sözleşmenin  yapıldığı 5.3.1956 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 31.7.1997 tarihine kadar davalı firmanın  ürettiği Drager marka tıp ürünlerini Türkiye pazarına tanıtarak bu markanın yayılmasına katkıda bulunmuştur. Bu şekilde müşteri çevresini tamamen veya önemli ölçüde genişleten tek satıcının sözleşmenin haklı bir neden haricinde sona erdirilmesi durumunda tek satıcıya münasip bir tazminat ödenmesi hakkaniyet gereğidir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, tek satıcı tarafından sağlanan müşteri çevresi göz önüne alınarak davacının talep edebileceği müşteri tazminatının miktarı yönünden konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.

Emsal karar incelendiğinde “müşteri tazminatının” kabulü için bazı şartların gerçekleşmesi gerektiği görülmektedir.Bu şartların bazıları kararın içeriğinden açıkça  anlaşılmaktadır.Ancak, kararın içeriğinde açıkça yazılı olmamakla birlikte, Yargıtay’ın zımni kabulünde olduğu görülen başka şartlar da vardır.Açıkça ve zımnen öngörülen şartlar:

  1. Taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi olması gerekir.(Açık)
  2. Tek satıcılık sözleşmesinin, üreticinin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi haricindeki başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekir.(Açık)
  3. Tek satıcının, sözleşmenin ifası sırasında, sözleşmeye konu ürünün markanın yayılmasına katkıda bulunarak, müşteri çevresini oluşturması ve önemli ölçüde geliştirmesi gerekir.(Açık)
  1. Sözleşmenin sona ermesinden sonra, tek satıcı tarafından oluşturulan veya önemli ölçüde geliştirilen müşteri çevresinden üreticinin yararlanmaya devam etmesi gerekir.(Zımni)
  2. Tek satıcının sözleşme sonrasında, kendisinin oluşturduğu veya önemli ölçüde geliştirdiği müşteri çevresinden artık yararlanamaması gerekir.(Açık)

Yargıtay’ın bu emsal kararında tek satıcıya, “münasip” bir tazminat ödenmesi kabul edilmiş;ancak, müşteri tazminatı miktarının hangi kriterler esas alınarak hesaplanması gerektiği yönünde bir açıklama yapılmamıştır.Nasıl hesaplanması gerektiği yönünde, bu  emsal Yargıtay kararının dışında, doktrinde de bazı görüşler savunulmaktadır.

1)  Taraflar Arasında Tek Satıcılık Sözleşmesi Olması Gerekir

 1.1 Tek satıcılık sözleşmesinin süresinin müşteri tazminatı talebine bir etkisi var mıdır?

Yargıtay kararına konu olan olayda sözleşme, 41 yıl devam etmiştir.Ancak kararda, sözleşme süresine açık bir atıf yapılarak süreye bağlı bir ilke oluşturulmamıştır.Bununla birlikte,  müşteri tazminatı talep edebilmek için, tek satıcının müşteri çevresini tamamen veya “önemli ölçüde” geliştirmesine imkan olmayan sürenin, müşteri tazminatı talebinin reddi için yeterli  bir sebep teşkil edeceği iddia edilebilir.

Nicholas Koulakis’in olayında, ticari ilişki 2005 yılında başlamış olup, 2012ye kadar devam etmiştir ve Koulakis patlayıcı ürünlerin ülkeye tanıtımında ve müşteri çevresinin kazanılmasına “tamamen” katkıda bulunmuştur. Zımni de olsa süre göz önüne alındığından, ülkede ki satış tutarları da göz önünde bulundurulursa, bu durumla ilgili herhangi bir sıkıntı oluşmayacaktır.

Kaldı ki, sözleşmenin süresi kısa olmasına rağmen, tek satıcı öyle bir pazarlama yöntemi uygular ki, kısa bir sürede ürünün ciddi bir müşteri çevresi oluşturulabilir.Bu sebeple, bu konuda genel bir ilke oluşturulması doğru değildir.

 1.2  Tek  satıcılık  sözleşmesinde  belirli  bir  bölgede satış  tekeli  tanındığının mutlaka açıkça  belirtilmiş olması gerekir mi?

Belirli bir bölgede satış tekelinin tek satıcıya verildiğinin bazı sözleşmelerde açıkça yazılmadığı, bazı sözleşmelerde ise, tek satıcının belirli bir bölgede satış tekeli olmadığına ilişkin düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Sözleşme bu şekilde düzenlenmesine rağmen, uygulamada, tek satıcının belirli bir bölgede yoğun olarak tek başına faaliyette bulunduğu görülebilmektedir.

Bu gibi durumlarda sözleşme lafsının mı, yoksa fiili durumun mu dikkate alınacağı  konusunda Yargıtay kararında bir açıklık yoktur. Ancak anılan karardaki gerekçe  ile, “Türkiye pazarına tanıtarak bu markanın yayılmasına katkıda bulunmuştur. Bu şekilde müşteri çevresini tamamen veya önemli ölçüde genişleten tek satıcının sözleşmenin haklı bir neden haricinde sona erdirilmesi durumunda tek satıcıya münasip bir tazminat ödenmesi hakkaniyet gereğidir” denilerek, bölgede satış tekeli verildiği yazılı olmasa veya aksine hükümler bulunsa dahi, müşteri tazminatına hükmedilebileceği, kabul edilmiştir.

Bu konuda da bir sıkıntı yaşanmayacaktır çünkü yazılı olarak kararlaştırılmasa da, Orıca- Nıtro şirketinin ürünlerini sadece Nıcholas Koulakis, Yunan ve Balkan pazarına tanıtarak büyük bir müşteri çevresi oluşturmuştur.

 1.3 Tek satıcılık sözleşmesinin diğer tarafı mutlaka üretici mi olmalıdır?

Yargıtay’ın kararındaki ilkeler göz önüne alındığında, esas olan hususun, tek satıcının  yarattığı müşteri çevresinden yararlanılmaya devam edilmesi olduğu görülecektir.Bu anlamda dolaylı olsa bile, müşteri çevresinde her halükarda yararlanacağı açıktır. Çünkü, tek satıcının oluşturduğu veya geliştirdiği müşteri çevresine üreticinin ürettiği ürünler satılmaya devam edilecektir.Bu sebeple, tek satıcının müşteri tazminatı talebinin öncelikle üreticiye yöneltilmesi daha uygun olacaktır.

Olayımızda, tek satıcılık sözleşmesinin diğer tarafı üretici Orica-Nıtrodur ve sebep gösterilmeksizin feshedilen sözleşme sonrası Nıcholas Koulakis’in oluşturduğu Pazar dan üretici firma halen yararlanmaktadır.

 1.4 Tek satıcılık sözleşmesinin süreç içinde süresinin uzatılmış olması veya ayrı sözleşme  maddeleri ile yedine sözleşme yapılmak suretiyle yenilenmiş olması müşteri tazminatı talebini olumsuz etkiler mi?

Yargıtay’ın kararında bu soru ile ilgili açık bir cevap bulunmamaktadır. Ancak, Yargıtay’ın kararında, “davacının (tek satıcının) “ilk sözleşmesinin” yapıldığı 5.3.1956 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 31.07.1997 tarihine kadar davalı firmanın ürettiği ürünlerin Türkiye pazarına tanıtarak bu markaların yayılmasına katkıda bulunduğu” belirtilmektedir. Eğer bu anlayışımız doğru ise, Yargıtay’a göre, tek satıcılık sözleşmesinin süreç içinde uzatılmasının veya sözleşme hükümleri ile yenilenmesinin müşteri tazminatı talebine etkisi yoktur.

Tek satıcılık sözleşmesine konu olan bölgenin değiştirilmiş veya daraltılmış olması müşteri tazminatı talebine olumsuz hiçbir etkisi olmamalıdır.Tek satıcının “önemli ölçüde” geliştirdiği bütün müşteri çevresi için (diğer şartlarda mevcutsa) müşteri tazminatı talep edebilmelidir.

Olayımızda , ticari ilişki 2005-2008, 2008-2011,2011-2014 yılları arasında sözleşme içeriği aynı kalmak kaydıyla uzatılmıştır. Anılan nedenlerle müşteri tazminatı talebine sözleşmenin uzatılması herhangi bir etki etmeyecektir.Ayrıca tek satıcılık bölgesi daraltılmamış aksine, müşteri çevresinin gün geçtikçe genişlemesi ile Balkan ülkelerine de distribütörlük anlaşması imzalanmıştır.Bu durumda da bir sıkıntı gözükmemektedir

1.5 Müşteri tazminatı talep edilmesi için “ürünün” mü yoksa “ürünün markasının” mı Türkiye  pazarında tanıtılması gerekir?

Yargıtay’ın kararı dikkatle incelendiğinde, bu kararda hangi unsurun soruya cevap verebileceği görülmektedir.Ürünün markasının tanıtılması, müşteri tazminatı talebi bakımından öne çıkan unsurdur.

Genellikle, ürün ile markanın zaten özdeşleşmiş olacağı, ürünün markadan bağımsız düşünmenin pek mümkün olamayacağı, dolayısı ile bu yöndeki bir tartışmanın gereksiz olacağı ileri sürülebilecekse de, Yargıtay’ın markanın tanıtılması ile ilgili bu kararının başka sonuçları kendiliğinden doğuracağı kanaatindeyim.

Zira, müşteri tazminatı talebi için, ürüne kıyasen markanın tanıtılmış olmasına ağırlık  verilirse, bu hususun iki sonucu olacaktır.

Bunlardan birincisi, tek satıcılık sözleşmesi sona erdiğinde tek satıcılık sözleşmesine konu olan ürünün müşteri çevresinden sözleşmeye konu olan ürünü artık üretmediği için yararlanamayacaksa, tek satıcının da üreticiden herhangi bir müşteri tazminatı talep etmemesi gerekir.

Örneğin, “Bosh” marka çamaşır makinesi için tek satıcılık sözleşmesi yapılmış olsun, sözleşme sona erdikten sonra üretici, “Bosh” marka buzdolabı üretimine geçerse ,”Bosh markasının müşteri çevresi oluştuğundan, bu çevreden yararlanmaya devam edecektir.

Bu bağlamda, “Bosh markasına bağlı müşteri çevresini geliştiren tek satıcının, müşteri tazminatı talep etme hakkı diğer şartlarda mevcutsa olmalıdır.

Olayımızda ,Orica-Nıtro sadece patlayıcı madde üreten bir şirkettir.Sözleşmenin sona ermesinden sonra yine aynı ürün için müşteri çevresinde yararlanmaktadır.(Sözleşmenin feshedilme sebebi de zaten artık tek satıcya ihtiyacı olmadığı içindir.) Eğer Orica-Nıtro başka bir ürünü için yine aynı müşteri çevresinden yararlanırsa, bu durumda da müşteri tazminatından yararlanılabilir. Şirketin Yunanistan’daki faaliyetleri  takip edilmelidir.

Yargıtay kararına uygun olarak, Nıcholas Koulakis Patlayıcı maddeyi değil, patlayıcı madde üreten Orica-Nıtroyu yunan ve balkan pazarına tanıtmıştır.

 1.6  Tek  satıcılık  sözleşmesinde  ürün  satışı  ile  ilgili  reklam  ve  satışı  arttırıcı promosyon faaliyetlerinin masraflarının kimin tarafından ödeneceği, ürünün satışı ile ilgili risklerin kimin üzerinde  olduğu  ve  ürünün  pazarlama   yönteminin   kime  ait   olduğuna  dair   sözleşmede  hükümlerin bulunması, tazminat talebini etkiler mi ?

Yargıtay’ın kararında bu konularla ilgili herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.Buna karşılık, müşteri tazminatına hak kazanabilmek için “ tek satıcılık Sözleşmesi”nin içeriği veya sözleşmenin uygulanma şekli son derece önemlidir.Çünkü, ürünün satış ile ilgili reklam ve promosyon faaliyetleri ve satış stratejileri gibi unsurlar, müşteri çevresini kimin oluşturduğu veya geliştirdiği sorusunu da cevaplayacaktır.

Tek satıcılık sözleşmesine konu edilen ürünün satışı ile ilgili ticari riskin kimin üzerinde olduğu hususu, tek başına müşteri tazminatı talebini olumsuz etkilememektedir.Çünkü, müşteri tazminatına talep hakkını doğuran en önemli hususlardan birisi, tek satıcının sözleşmesini ifası sırasında müşteri çevresi oluşturması veya geliştirmesidir.Ürünün satış maliyeti, pazarlama masrafları gibi ticari riskleri üretici üzerinde olabilir, ancak tek satıcı ürünün pazarlanmasına, fikri veya stratejik olarak öyle katkılarda bulunabilir ki, tek satıcının faaliyetleri müşteri çevresinin oluşmasının en önemli sebepleri olabilir.

Ayrıca, sözleşmede tek satıcının oluşturacağı tüm pazarlama stratejilerinin üreticinin onayına tabi olsa bile, pazarlama stratejisinin tek satıcı tarafından oluşturulduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini de unutmamak gerekir.

Sonuç olarak; tek satıcının sözleşmenin ifası sırasında müşteri çevresi oluşturduğu veya geliştirdiğinin kabul edilmesi için, tek satıcının;

  • ya ürünün pazarlama stratejisini oluşturmuş veya oluşumuna katkıda bulunmuş olması;
  • ya da pazarlama masraflarını veya ürünün satışı ile ilgili ticari riskleri tamamen veya oransal olarak üstlenmiş olması gerekmektedir.

Tek satıcı statüsündeki Nicholas Koulakis, hem pazarlama masraflarına üstlenmiş hemde Yunan ve Balkan pazarındaki müşteri çevresini Orica-Nıtro için kullanarak, tamamiyle pazarlama stratejisini oluşturmuştur.

2)       Tek Satıcılık Sözleşmesinin, Üreticinin Haklı Bir Nedenle Sözleşmeyi Feshi Haricindeki Başka Bir Nedenle Sona Erdirilmesi Gerekir.(Açık)

Nicholas Koulakis’in distribütörlük sözleşmesi haklı bir sebep gösterilmeksizin feshedilmiştir.Yazılı bir beyan ile sözleşme şartları yerine getirilerek 3 ay sonra sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı belirtilmiş olup, son 2011-2014 yılları arası geçerli sayılan sözleşme 14 Şubatta feshedilmiş sayılmıştır.Burada da bi sıkıntı yaşanmayacaktır.

3)   Tek Satıcının, Sözleşmenin İfası Sırasında, Sözleşmeye Konu Ürünün Markanın Yayılmasına Katkıda Bulunarak, Müşteri Çevresini Oluşturması Ve Önemli Ölçüde Geliştirmesi Gerekir.(Açık)

 3.1  Her  ürünün  markası  ile  ilgili  müşteri  çevresi  oluşturulabilir  mi  ?  Müşteri çevresinin oluştuğunun kabulü için ürünün ne tür bir özelliği olması gerekir?

Sürekli tüketilen temizlik malzemeleri, gıda vs gibi ürünler ile ilgili satın alma tekrarının bulunduğu tartışmalı değildir.Bu gibi ürünlerde satın alma tekrarının kısa sürelerde gerçekleştiği de tartışmasızdır. Ancak otomobil,mobilya,beyaz eşya vs gibi ürünlerde de satın alma tekrarının olduğu, ancak alma tekrarının uzun sürelerde gerçekleştiği de bilinmektedir.

Şu halde, markaya bağlı müşteri çevresinin oluşturulduğu veya geliştirildiğinin kabul edilebilmesi için, markasının kullanıldığı ürünün tekrar satın alınma özelliğine sahip olmasının zorunlu olmadığı, tek sefer satın alınma özelliği taşıyan ürünler bakımından da müşteri çevresinin oluşturulabileceği görülmektedir.

Bu durumda olayımızda, patlayıcı madde ürünler için geniş hatta sıfırdan müşteri çevresi oluşturulmuştur. Patlayıcı madde, hem satın alma tekrarı bakımından, hem de satın alma tekrarının kısa sürelerde gerçekleşmesi bakımdan tanıtımı, izni ve satımı zor olan bir üründür.Bu zorluklara rağmen Nicholas Koulakis, ürünü aynı kişiler satmamış olsa bile kısa aralıklarla satarak hem büyük bir gelir elde etmiş hem de müşteri çevresini sıfırdan geniş bir pazara dönüştürmüştür.

4 Sözleşmenin Sona Ermesinden Sonra, Tek Satıcı Tarafından Oluşturulan Veya Önemli Ölçüde Geliştirilen Müşteri Çevresinden Üreticinin Yararlanmaya Devam Etmesi Gerekir.(Zımni)

Olayımızda zaten, üreticinin sözleşmeyi feshetme amacı distribütörü yani Nicholas Koulakis’i aradan çıkartarak, oluşmuş pazardan aracı olmadan yararlanmak istemesidir.

5) Tek Satıcının Sözleşme Sonrasında, Kendisinin Oluşturduğu Veya Önemli  Ölçüde Geliştirdiği Müşteri Çevresinden Artık Yararlanamaması Gerekir.(Açık)

Yargıtay kararında da, müşteri tazminatı talep edilebilmesi için, tek satıcının oluşturduğu veya geliştirdiği müşteri çevresini kaybetmesi gerektiği anlamına gelen ifadeler kullanılmıştır.

Olayımızda, müşteri çevresi kazanılmasında araç olarak kullanılan madde patlayıcı maddelerdir.Sözleşmenin feshinden sonra Nıcholas Koulakis satımı zaten zor şartlara bağlanmış  bu  maddeyi,  hem  sözleşme  geçersiz  olduğundan,  hem  de  müşteri      çevresini kaybettiğinden distribütörlüğünü yapamayacaktır. Bu durumda artık oluşan müşteri çevresinden yararlanması söz konusu olamaz.

6)   Tek Satıcıya Müşteri Tazminatı Ödenmesinin Hakkaniyete Uygun Olması, Ayrı Bir Şart Olarak Kabul Edilmeli Midir?

Yargıtay’ın anılan emsal kararında; Tek satıcılık sözleşmesinin haklı nedenle feshi haricinde sözleşmede öngörülen veya makul bir sürede feshi halinde müşteri çevresini kaybeden ve ekonomik bakımdan güç durumda kalan tek satıcının bu nedenle tazminat isteyebileceğine dair yasal bir düzenleme mevcut değildir. Ancak, öğreti de ve uygulamada ( 11.H.D, 25.12.1996, 6699/9192 ) bu konuda boşluk bulunduğu portföy tazminatı istenebileceği kabul edilmektedir. Davacı ilk sözleşmenin yapıldığı 5.3.1956 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 31.7.1997 tarihine kadar davalı firmanın ürettiği Drager marka tıp ürünlerini Türkiye pazarına tanıtarak bu markanın yayılmasına katkıda bulunmuştur. Bu şekilde müşteri çevresini tamamen veya önemli ölçüde genişleten tek satıcının sözleşmenin haklı bir neden haricinde sona erdirilmesi durumunda tek satıcıya münasip bir tazminat ödenmesi hakkaniyet gereğidir.

Zira, tek satıcıya müşteri tazminatı ödenmesindeki ana ilke, sözleşme sonrasında üreticinin  tek satıcının oluşturduğu veya önemli ölçüde geliştirdiği müşteri çevresinden yararlanmaya devam etmesidir. Tek satıcı güçlü bir mali yapıya sahip olabilir, sözleşmenin sona ermesi sonucu ekonomik bakımdan güç durumda kalmaz ise, kendisine müşteri tazminatı ödenmeyeceğinin kabul edilmesi, hem Yargıtay kararında bahsi geçen hakkaniyete, hem de hukuk kurarları ile bağdaşmayacaktır.

Kaldı ki, olayımızda Nicholas Koulakis’in mali durumdan bir güçlük yaşamayacağı ortadadır. Ancak bu tazminatın veriliş amacı hukukun yerine getirilmesidir, sırf tazminat talep eden varlıklı diye aksi halde bir karar Anayasaya da aykırı olacaktır.

7)   Müşteri Çevresinin Oluşumuna Ve Gelişimine, Satılan Ürünler İçin Satış Sonrasında Verilen Hizmetlerin Katkısı Var Mıdır?

Müşteri çevresinin oluşumuna veya gelişimine katkı eden unsurlar

  • Ürünün satışı ile ilgili faaliyetler( satış organizasyonunun kurulması ve genişletilmesi, yeterli stoklama, satış stratejileri, reklam ve tanıtım faaliyetleri vs.)
  • Ürünün fiyatı
  • Ürünün kalitesi
  • Ürünün marka gücü
  • Ürünün satış sonrası hizmetleri

Ürünün satışı ile ilgili olan faaliyetler genellikle tek satıcı tarafından yapılan faaliyetlerdir. Üreticinin bu faaliyetlere katkısı olması da doğaldır. Böyle bir durumda, müşteri tazminatı hesabı yapılırken, müşteri çevresinin oluşumuna veya gelişimine üreticinin katkısı dikkate alınmalıdır.

Ürünün fiyatı ve kalitesinin katkısı olduğunu kabul etmek gerekirse de, bunların müşteri tazminatı hesabında dikkate alınacak kadar önemli unsurlar olmadığı ileri sürülebilir.Zira, ürünün satışı ile ilgili faaliyetler olmasa bu özelliklerin tek başına müşteri çevresi oluşturması veya geliştirmesi mümkün olmayacaktır.

Ürünün marka gücü ise, ancak ürünün satış faaliyetleri ve özellikle ürünün tanıtımı ile gündeme gelen bir unsurdur ve tek başına müşteri çevresi oluşturması pek muhtemel değildir.

8)    Müşteri Tazminatı Talebi Hangi Aşamada Talep Edilebilir Ve Müşteri Tazminatı Talebinde Uygulanacak Zamanaşımının Süresi Ne Olmalıdır?

Üreticinin sözleşme sonrasında tek satıcı tarafından oluşturulan veya geliştirilen müşteri çevresinden yararlanmaya devam ettiği tespit edilmediği sürece, diğer şartlar gerçekleşmiş  olsa bile, talep edilebilir bir müşteri tazminatından bahsedilemeyecektir.

BK 125. maddesi uyarınca, Kanunda ayrıca düzenleme bulunmadığı sürece her dava 10 yıl zamanaşımı süresine tabi olduğundan, müşteri tazminatı bakımından da bu genel prensipten ayrılmaya olanak olmadığı kanaatindeyim

Olayımızda sözleşme 14 Şubat 2012 de feshedilmiş sayılmıştır bu sebeple de zamanaşımı sıkıntısı bulunmamaktadır.


  

ABOUT US   PRACTICE AREAS   PUBLICATIONS   CAREER   CONTACT US  
2015® Sariibrahimoglu.com


info@sariibrahimoglu.com - Tel: +90 312 447 40 13